jump to navigation

İşçi değil fabrikatör çocuğu Aralık 31, 2007

Posted by ayhankeser in Sonuncu Kavga!.
trackback

9 Aralık 2007, Pazar

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Türk-İş Genel Kurulu’na “ben de sizdenim işçi çocuğuyum” diyerek seslendi. Aynı yerde iki gün önce konuşan Başbakan Tayyip Erdoğan da “ben de işçiydim” demişti. Baba Gül’ün 35 yıldır “kendi” işini yapan bir patron olduğu, Başbakan’ın ise gıda toptancılığını yakın zamana kadar sürdürdüğü biliniyor. “Empati” şovu işçi sınıfına dönük büyük saldırıyı makyajlamaya yarıyor.

soL Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) 20. Olağan Genel Kurulu’nun dünkü oturumuna katılan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, delegelere “ben de sizdenim, işçi çocuğuyum” diyerek seslendi. Şu anda cumhurbaşkanlığı görevini yürüttüğünü de belirten Gül, Türkiye’de sınıfların kırıldığını öne sürdü.

“Emek, kazanç ve hak edilmiş kazanç kutsaldır” diyen Gül, Türk-İş’in 55 yıl önce Türk sendikacılığını başlattığını ve sendikacılığın ocağı olduğunu ifade etti.

Babası Ahmet Hamdi Gül’ün 45 yıl önce Türk-İş’e bağlı Harb-İş Sendikası’nda görev aldığını söyleyen Gül, “Şu anda da çalışıyor. Çalışanları ile çocuk-baba şefkati içinde. Ben şimdi cumhurbaşkanıyım. Bununla şunu söylüyorum. Demokrasinin, cumhuriyetin, bugünkü Türkiye’nin aslında hangi noktada olduğunu söylüyorum. Sınıfların kırıldığını, eskisi gibi bir ayrım olmadığını. Türkiye’nin artık çok açık bir toplum olduğunu söylüyorum” şeklinde konuştu.

Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçildiği günlerde babasının “mesleği”, özellikle de İstanbul Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere belediyelerle yaptığı işler uzun uzun tartışılmıştı. 35 yıldır Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nde bir fabrikası bulunan Asteksan isimli şirketin sahibi olan Baba Gül, Erbakan’ın Kayserili kasalarından biri olarak da biliniyor. Baba Gül’ün hikayesi “sınıfların kırılması”ndan çok Milli Görüş’e dayalı bir “sınıf atlama” örneği olarak anlatılıyor.

“Çankaya’nın kapıları açık”
Konuşmasının devamında Cumhurbaşkanı seçilmeden önce işçi sendikalarının yetkilileri ile görüş alışverişinde bulunduğunu dile getiren Abdullah Gül’ün, “Cumhurbaşkanı olduktan sonra da sizlerle görüştüm. Çankaya’nın kapısını sizlere açık tutuyorum” sözleri Telekom’da yaşananları hatırlattı. Cumhurbaşkanı Gül, Telekom grevinin bitirilmesi için inisiyatif üstlenmişti. Suudi Kralı Abdullah’ı kaldığı otelde ziyaret etmiş, yaptıkları görüşme doğrultusunda da Türk-İş Başkanı Salih Kılıç’a ricaları iletmişti.

Gül bu misyonunu dünkü konuşmasında “Hem çalışanlarla, hem de çalıştıranlarla bu huzur ortamının korunması çok önemli. Tabii ki, hakkınız için haklı mücadelenizi vereceksiniz. Bunu yaparken, Türkiye’nin hep beraber yüceltilmesi, güçlendirilmesi kaçınılmaz noktadır. Hem çalışanlarla, hem de çalıştıranlarla ilişkilerimi en iyi şekilde muhafaza ederek, bu çalışma ortamının barışçıl bir biçimde gelişmesi için elimden geleni yapacağım” sözleriyle özetledi.

“Ben de işçiydim”
Gül’den iki gün önce aynı yerde konuşan Başbakan Tayyip Erdoğan “Ankara’da işçi dostu bir hükümet olduğunu” ileri sürerek kendisinin de geçmişte İETT’de işçi olarak çalıştığını, Türk – İş’in de sendikanın değil işçi hakkını savunan bir sendika olduğunu söylemişti.

Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın Türk-İş Genel Kurulu’nda “halden anlayan” ve “işçi” kimliği ile sözde de olsa bitişmeye çalışan konuşmalar yapmaları öncesinde de hazırlıkları olan ancak Telekom grevi ile iyice elzem hale gelen kapsamlı bir “sendikal” operasyonun parçası olarak değerlendiriliyor. Bir yandan işçi sınıfına yönelik olarak Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı saldırılarından birini yürüten siyasi iktidarın sadece genel kurul şovu peşinde olmadığı, mevcut teslim olmuş haliyle bile Telekom grevi benzeri kazalara açık sendikal yapıyı tahkim etmeyi amaçladığına dikkat çekiliyor.

Devletin tepesindeki iki ismin Türkiye’deki en büyük işçi konfedarasyonunun toplantısında işçi sınıfının en temel kazanımlarını ortadan kaldıran sosyal güvenlik düzenlemesi, ekonomiden sorumlu devlet bakanının ücret düzeyini yüksek bulan sözleri, asgari ücreti 20 yaş önerisi ile daha da aşağıya çekmeye dönük çabalar yokmuşçasına bu cümleleri kurabilmeleri de hayretle karşılanıyor.

Yorumlar»

No comments yet — be the first.